İspanya Endülüs

İspanya Endülüs

ispanya Endülüs – İspanya’nın güneyinde bir bölgedir.

711 yılında Kuzey Afrikalı berberi komutan Tarık Bin Ziyad’ın bugün adını verdiği.

Cebel-i Tarık boğazından fethettiği İber Yarımadası, tarihte görülmemiş gelişmişlikte.

Bir dönemin doğuşunu başlattı.

Bin Ziyad sıfırdan başlamak yeni bir medeniyet kurmak ve bir daha Afrika kıtasına.

Dönmemek için tüm gemileri yakma emri verdi.

Bugün dilimizde ‘’Gemileri Yakmak’’ deyimi 1300 yıl önceki bu tarihi olaydan gelmekte.

ispanya Endülüs.

Her dine inanç özgürlüğü tanıyan ve her inanç kesiminin özgürce beraber yaşaması için bir ortam oluşturan.

Mağribiler (Emeviler) o gün için devrim sayılabilecek bir sosyal sistem oluşturdular.

ispanya Endülüs İnşaa edilen saraylar ve yapılan icatlar ile bilim ve sanatın zirvesine çıktılar.

Birçok kitap Endülüs Musevileri tarafından Latinceye çevrildi. endülüs ispanya.

Bu sayede matematik, kimya, fizik, mimarlık ve felsefe ile ilgili kitaplar Avrupa’ya yayıldı.

Bugün uzmanlar Rönesans’ın temelini Endülüs Medeniyetinin attığına dair hem fikir.

Ayrıca günümüzde önemli yeri olan kağıt, ipek, barut, ve pusula.

Gibi icatlar da tüccar Araplar tarafından yayıldı.

Endülüs seyahatimizi, Thy ile Malaga’ya direk uçup oradan. endülüs ispanya.

Araba kiralayarak 4 Günde 4 Şehir (Ronda çok şehir sayılmasa da) teması ile planladık.

Yanımızda pek tabiî ki 6 aylık kızımız Ela’da geldi.

Bu yaşında Endülüs şehirlerini ve Elhamra Sarayını gezme şansı buldu.

İspanya’da araba kiralamak ve kullanmak oldukça konforlu.

Yollar harikulade fakat trafik kuralları konusunda dikkat etmek gerekiyor.

Özellikle hız sınırını aşmamaya özen göstermeniz.

Ronda

Tajo boğazının üstüne 160 m yüksekliğindeki bir kayalığa kurulmuş Ronda kasabası.

Endülüs bölgesinin en eski yerleşim yerlerinden biridir.

Malaga ile Sevilla arasında dağlık bir bölgede yer alan kasaba Mağribi hakimiyeti altında kaldığı.

700 yıl boyunca ele geçirilmezliğini kanıtlamıştır.

Yeni köprü adındaki ünlü art deco köprüsü Puente Nuevo eski şehir ile yeni şehri birbirine bağlar.

Köprünün hemen dibinde boğa güreşinin doğduğu.

İspanyol Arenalarının ilki ve de en ünlülerinden biri Plaza de Toros bulunur.

Boğa güreşi kurallarını 18.yüzyılda belirleyen Francisco Romero Ronda kasabasında doğmuştur.

Arena’nın içinde ayrıca matadorların kıyafetlerinin sergilendiği bir boğa güreşi müzesi bulunur.

Köprüyü fotoğraflamak için Ronda’nın aşağı kırsalına inebilir ve özgürce.

Koşan İspanyol atları ile karşılaşabilirsiniz.

Puento Nuevo Köprüsü manzaralı Paradores Otel Ronda’da kalabileceğiniz en iyi otel.

Soluklanmak için veya birşeyler içmek için gidebileceğiniz tartışmasız en güzel manzaralı.

Mekan ise La Pilastra Del Torero.

Bir özdeyiş, ”İspanya’nın başkenti Madrid’dir” der ve devam eder ”ama Sevilla dünyanın başkentidir.”.

Tüm Endülüs şehirleri ve Sevilla tam bir yaya cenneti.

Merkezi bir otelde konakladığınız taktirde gezilecek tüm mekanlara yürüyerek ulaşabilirsiniz.

Sevilla’da görülmesi gereken yerlerin başında Sevilla Katedrali, Real Alcazar ve Plaza de Espanya gelir.

Sevilla’da her yerde görebileceğiniz NO8DO yazısı efsanevi kral Alfonso X tarafından ünlü edilmiştir.

 Catedral de Santa Maria & Giralda (Sevilla Katedrali ve Giralda).

Sevilla’nın en görkemli yapısı şüphesiz Sevilla Katedralidir.

Santa Cruz bölgesinde yer alan katedral eski Endülüs merkez camisi yıkılarak yapılmış.

Dünyadaki en büyük Gotik Katedrallerden biridir ve büyüklük açısından sadece Roma’daki.

San Pietro ve Londra’daki St. Paul’s katedrallerinin gerisinde kalır.

1401 yılında başlayan inşası 100 yıl sürmüştür.

Aziz olarak görülen İspanyol kralı III.Fernando’nun mezarı Capilla Real  Katedralin içinde yer alır.

Katedralin güney girişinde ise herkesin yakından tanıdığı Amerika kıtasını.

Keşfeden ünlü kaşif Kristof Kolomb’un mezarı yer alır.

İspanya bağımsızlığını kazandığında Kolomb’un kalıntıları Havana (Küba) dan Sevilla’ya nakledilmiştir.

Katedralin kuzey tarafında eski caminin abdest musluklarının bahçesi Patio de los Naranjos yer alır.

Fakat Sevilla’nın asıl simgesi, Katedrali bile gölgesinde bırakan.

Mağribi usulü minare ve bugünkü adı ile Giralda çan külesidir.

Eski caminin orijinal minari olan bu yapının üst kısmına bir kilise çanı eklenmiştir.

İsteyenler minarenin üstündeki gözlem katına çıkıp panoramik Sevilla.

Manzarasının keyfini çıkarabilirler.

Kulenin tepesine atlar ile çıkıldığından bu yokuşa at yolu da diyebiliriz.

Tırmanırken bir an hiç bitmeyecek sandığınız daha kaç kat kaldı diye düşüneceğiniz bu minare 31 katlıdır.

Plaza de Espana

Sevilla’da kalınabilecek birçok otel var.

Şehir merkezine ve katedrale yakın olan otellerden seçmenizi öneririz.

Katedrale çok yakın merkezi otellerden biri de Hotel Casa 1800.

Endülüs genelinde şubeleri de olan butik otel zincirini tercih edebilirsiniz.

Akşamları özellikle katedralin etrafındaki restoran ve kafeleri tercih edebilirsiniz.

La Albahaca ve Eslava  ise tercih edilebilecek diğer güzel mekanlardan.

Şu an Roma Köprüsü olarak bilenen ve şehrin simgelerinden.

Olan El Puento Romano’da adından anlaşılacağı gibi Romalılar devrinde inşa edilmiştir.

Fakat Cordoba’nın asıl yükselişi Mağribiler (Emeviler) devrinde başlar.

Endülüs’ün kalbinde yer alan Cordoba 11.yüzyılda dünyanın en kalabalık ve.

Kozmopolit şehirlerinden biriydi.

Adını Kurtuba Halifeliğinin başkentini yaparak kazanan Cordoba.

Aynı zamanda Avrupa’daki ilk üniversiteye ve ilk şehir aydınlatma sistemine sahip olması ile ünlüdür.

1984 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasına giren kent, günümüzde nispeten ufak ve.

Butik bir yerleşim birimidir.

Buna rağmen Cordoba eski çağlarda dünyanın en büyük camisi.

Olan ve günümüzde de 3.büyük cami/kilisesi olan muhteşem La Mezquita’ya ev sahipliği yapar.

İspanyolcadaki 2 binden fazla Arapça kelime gibi Mezquita’da Arapçadaki.

Mescit kelimesinden gelir ve camii anlamındadır.

İki Hektarlık bir alana yayılan camiinin yapımına 786 yılında başlanmış ve 200 yılda tamamlanabilmiştir.

Cordoba 1236 yılında Hristiyanların eline geçtiğinde camiinin büyük bir kısmı kiliseye çevrilmiştir.

Yapı 16. Yüzyılda V.Carlos tarafından camiyi ortadan iki bölmek sureti ile katedrale dönüştürülmüştür.

İslam mimarisinin en muhteşem eserlerinden biri olan Cordoba camii.

Ortadan ikiye kesilerek tahrip edilerek bozulmuştur.

Hala çok etkileyici olmasına rağmen gezdiğinizde bazı şeylerin yitip gittiğini hissedebiliyorsunuz.

Muhteşem işçilik ve detaylara sahip olan mihrap tüm yapının en çok ziyaret edilen ve fotoğraflanan bölümüdür.

Diğer Mağribi krallıklarından 250 yıl daha fazla ayakta kaldı.

Kral XI. Muhammed’in 1492’de Fernando ve İsabel’e teslim olması ile biten İspanya.

İslam İmparatorluğu, adını dünya tarihine altın harflerle yazdırdı.

Batı ve Doğu’nun aynı potada eridiği Granada, sadece Alhambra sarayı için bile ziyaret edilmeye değer.

Sarayda 4 ana kısım bulunmaktadır.

Alcazaba, Nasrid Palaces, Partal ve Generalife. Alcazaba sarayın kale olarak günümüze ulaşmış.

Şehrin panoramik manzarasını en iyi görebileceğiniz saat kulesi Torre de la Vela ile yükselen kısım.

Sarayın geri kalanı kadar ihtişamlı olmasa da Alhambra’nın tarihi açısından önemli bir yere sahip.

Nasrid Palaces (Nasri Sarayları) ise Alhambra’nın tam kalbinde yer alan en ünlü bölüm.

Buradaki el işlemelerinin detayı ve güzelliği kelimelerle anlatılamayacak kadar güzel.

Nasrid Saraylarının en önemli ve belkide en ünlü kısmı adını 12 aslanlı.

Şadırvanından alan Patio de Los Leones’dir. (Aslanlar Avlusu).

Endülüs mimarisinin ve sanatının zirve yaptığı bu avlu, ince mermer sütunları ve.

Taş işçiliği ile herkesi büyülemekte.

Her bir bölmesi ve bahçesi ayrı güzellikte olan Nasrid Saraylarını buradan.

Kelimelerle anlatmak çok mümkün değil.

Gözleriniz ile görmenizi tavsiye ediyoruz. Nasrid krallarının yaz meskeni olan.

Partal Bahçeleri ve Generalife ise diğer iki bölüm.

Havuzlar ve fıskiyeler ile dolu bu muhteşem bahçeleri gezmeden dönmeyin.

Arkada Sierra Nevada dağları ve Alhambra’nın büyüleyici kızıl surları eşliğinde bir akşam yemeği.

Yemek ve harika fotoğraflar çekmek istiyorsanız adresimiz Albayzin.

Gün batımında Alhambra’nın duvarlarının değişen gün ışığı ile yavaş yavaş turuncudan kızıla.

Pembeden bordoya boyanmasına şahit olmak dünyanın en romantik deneyimlerinden birisi.

Albayzin labirenti andıran dolambaçlı sokakları, ve bembeyaz evleri ile Granda’nın eski şehri.

Semt, kalabalık ve canlı şovlar ile şenlenen meydanları ve ‘’Teteria’’ diye adlandırılan mağrip usulü.

Naneli çay servisi yapan çay evleri ile ön plana çıkıyor.

Flamenko geçmişi Hint, Yunan, İran çingene kültürlerine dayanıyor.

Mağrip, Yahudi ve İspanyol kültürüyle harmanlanan Flamenko sadece bir dans şekli.

Alhambra sarayının sınırları içerisinde yer alan Hospes zincirlerine bağlı.

Hospes Palacio de Los Patos şehrin en ünlü ve en pahalı otellerinden.

Alhambra’ya yürüme mesafesindeki otel aynı zamanda tarihi bir yapı.

Şehir merkezinde kalmak isteyenler ise diğer Endülüs şehirlerinde de karşılaştığımız.

Hotel Casa 1800’ü tercih edebilirler.

Akşam yemeği içinde yukarıda da bahsettiğimiz gibi Albayzin tercih edilmeli.

San Nicolas meydanındaki Mirador de San Nicolas yemek kalitesi ve muhteşem.

Alhambra manzarası ile ön plana çıkıyor.

Yemek konusunda sizi şaşırtacak alışkanlıklara sahipler.

Mesela İspanyollar kahvaltıyı hafif bir şekilde atıştırarak geçiştirirken, öğlen yemeklerinde.

Çok fazla yiyip, akşamı ise Tapas denilen mezeleri yiyorlar.

Tapas ismi eskiden ‘’Tapa’’ diye adlandırılan bira fıçıları üzerinde servis edilen.

Atıştırmalık yemeklerden geliyor.

Tapalar mekana göre farklılık gösterebilir, tabiî ki bizim mezelerimizle hiçbir alakası yok.

Patatas Bravas (bir tür soslu patates) ve Tortilla en bilindik olanlarından.

Öğlen yemeklerini saat 16:00 civarı yerken akşam yemeğini 22:30-23:00 civarı yiyorlar.

Tüm mağazalar da o saatlerde kapalı.

Akşam yemeği için siz 19:00 civarında acıkıp lezzetli tapasların hayallerini kurarken.

Restoranların bomboş olduğunu görüp iştahınız kaçıyor.

Hangi şehre gidersek gidelim sokakların 22:00’ye doğru canlandığını gördük.

Bunda tabiî ki sıcakların etkisi büyük.

Paella ilk denemeniz gereken yemeklerden biri idi bihaber dik.

Bol safranlı, tercihe göre tavuklu veya deniz mahsullü oldukça lezzetli bir tür pilav yemeği.

Bizim damak tadımıza en çok uyan yemeklerden biri.

Gazpacho yani soğuk domates çorbası şarap bardağında içinde buz eşliğinde servis ediliyor.

Lezzeti fena olmamakla beraber denenmesi gereken bir tat.

Sangria ise meyve suyu ve taze kesilmiş meyveler eşliğinde içilen milli bir içecek.

Bu Yazıyı Paylaşmak İster misin?

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir